The Undertaker: 1990-1999
Phenomforever.com tarafından hazırlanan ve özel izinle Hakan Haktanır tarafından tercüme edilen bu biyografi, Undertaker karakterinin ortalığı kasıp kavurduğu ve Badass olana kadarki ilk on seneyi ele almaktadır. Survivor Series'de sürpriz bir şekilde ortaya çıkışı, Wrestlemania'larda efsane isimleri yok edişi, WWF'e ilk defa onun sayesinde getirilen yeni maç türleri, WWF kemerini ele geçirişi, kardeşiyle olan müthiş çekişmesi, Ministry of Darkness'ı kuruşu ve sayısız ölümü ve tekrar dirilişinin hepsi burada.

The Undertaker: A Decade of Destruction

Bu yazının orijinali PhenomForever.Com sitesine aittir ve Dan, bigeviltaker, Luke ve MinistryTaker tarafından yazılmıştır. Tercüme edilmesi için Güreşmania sitesi özel bir izin almıştır. Bu tercümenin çoğaltılması veya içinden alıntı yapılması kesinlikle yasaktır. Hakan Haktanır tercümeleri yapmıştır ve orijinalinde eksin olan 1997 senesini araştırıp yazmıştır.

Güreşçi: The Undertaker
Gerçek ismi: Mark Calloway
Doğum tarihi: 1990-1999 arası sayısız defa doğmuş ve ölmüştür
Memleketi: Death Valley
Menajerleri: Brother Love, Paul Bearer

İlk on senede kazandığı kemerler:
WWF Heavyweight Championship (3)
WWF Tag Team Titles (3)

 


Undertaker karakterini canlandıracak olan Mark Calloway, bir süre WCW’da güreşmişti ancak bir yere varamamıştı. Bir gün Mark WWF ve VinceMcMahon ile görüşmeye gitti. İlk başta WWF ona uygun bir şey bulamadı ama birkaç hafta sonra onu Vince telefonla aradı ve “Merhaba, Undertaker ile mi görüşüyorum?” diye sordu. Başta Mark şaşırdı ama durum anlatılınca Mark bu karakteri sevdi ve WWF’de ünlenmek için seve seve görevi kabul etti.

Survivor Series gecesi, Hartford, Connecticut, 1990. WWF’in yüzünün sonsuza dek değiştiği gece. Ted DiBiase’nin takımının son elemanının kim olacağı büyük bir ilgi doğurmuştu. O ana kadar takımı kendisi, Honkytonk Man, ve Greg Valentine’dan oluşuyordu. Rakipleri Dusty Rhodes, Bret Hart, Jim Neidhart ve Koko B. Ware olacaktı. DiBiase’nin gizli elemanı kim olursa olsun bu güçlü isimlerle başa çıkabilecek biri olmalıydı. Maça dahil herkes ringe geldikten sonra DiBiase mikrofonu aldı ve “Menajeri Brother Love’ın eşliğinde, 328 pound ağırlığında, Death Valley’den….the Undertaker” diyerek gizli ismi tanıttı. Arena Chopin’in “Cenaze Marşı”yla yankılanırken, uzun siyah ceket ve siyah şapka giymiş, ve uzun gri morgcu eldivenlerine sahip iri yarı bir kişi ringe doğru geldi. Bu yeni gelen isim ceketini ve şapkasını çıkardığında ortaya bundan sonraki 15 sene boyunca karşılaşacağı herkesin kabine korku salan o soğuk bakışı ortaya çıktı. Kimse durumu tam larak nasıl algılaması gerektiğini çözemedi. Rhodes’un takımı sanki yaşan ölünün ta kendisiyle karşı karşıya geliyordu.

Zil duyulduğu an kızıl saçlı bu dev rakibine inanılmaz hızlı ve yırtıcı bir şekilde saldırdı. Koko b. Ware daha hemen maçın başlarında daha sonra WWF’deki en korkulan hareketlerinden biri haline gelen Tombstone Piledriver ile elendi. Geleceğin Phenom’u, diğer üç ismi de domine etti. Hart, Undertaker’ın ilk chokeslam’ini yiyen isim oldu. Neidhart bir güzel iteklendi, Rhodes da kısa süre sonra elendi. Undertaker isteseydi bu maçı tek başına rahatça kazanırdı, ama Rhodes gibi efsane olmuş bir ismi pataklamayı buna tercih etti. Ölü Adam ringi terk edip Rhodes üzerine açtığı saldırıya koridora ve oradan da sahne arkasına kadar sürdürdü. Undertaker count out oldu ve elendi ama bunun onun için bir önemi yoktu. O gerekli mesajı vermişti ve güreş endüstrisinin en akılda kalan ve sağlam debutlarından (sahneye ilk çıkış) birini insanların aklına kazımıştı. Undertaker’ın Decade of Destruction’ı başlamıştı. Survivor Series’de görüp de korkmayanlar, zamanla korkmayı öğrenecekti.


1991 senesine girildiğinde, Undertaker’ın kurban listesi de büyüdü. Karşısına çıkan tüm isimler kendilerini domine edilmiş ve dövülmüş olarak buldular. Ancak aynı zamanda Undertaker, köşesinde olması gereken ismin menajeri Brother Love’dan farklı bir isim olması gerektiğini fark etmişti. Köşesinde kendisi gibi ölüm ve karanlık ile bağlantısı olan bir isim lazımdı. Brother Love Undertaker’ın kontratını seneler önce Undertaker’ın babasının morgunda çalışan meşum Paul Bearer’a (pallbearer kelimesi Türkçe’de tabutu taşıyan veya yanında giden kimse anlamındadır) satmaya karar verir. Bu karakter bir tür güreş menajeri ile ölüm bilimcisi gibi bir şey olacaktı. Enteresan bir şekilde Paul Bearer, eski Percy Pringle günlerinde, Mark’ın menajeri olarak çalışmıştı ama gerçek uzun süreli dostlukları bu karanlık buluşmadan doğacaktı. Bu WWF’de Funeral Parlour programının başlangıcı, üstün bir gücün WWF’de kuruluşu ve gerçek bir dostluğun da doğuşu anlamındaydı. Gerçek ismi William Moody olan Paul Bearer bu dostluğun önemini şöyle açıklamıştı seneler sonra: “Aslında Mark’a Hulkamnia’nın meşalesi veriliyordu bir bakıma. Benim görevim de bu meşalede sürekli ateş olmasını sağlamaktı.”

Bearer yanında bir altından yapılmış cenaze küllük koyacağı (urn) taşıdı ve bunun Undertaker’ın güç kaynağı olduğunu iddia etti. Undertaker zor durumda kaldığı zaman Bearer bu Urn’ü havaya kaldırırdı ve Ölü Adam anında kendine gelirdi.

Nisan ayının başlarında, Bearer Ölü Adamı ilk Wrestlemania’sı olan Wrestlemania VII’ye, efsane isim Jimmy “Superfly” Snuka karşısına taşıdı. Snuka herhalde Undertaker’ın onun işini bu kadar hızlı ve rahat bitireceğini tahmin edemezdi. Undertaker bir uçan clothesline, bir suplex ve Tombstone Piledriver ile rakibini adeta gömmüştü. Maçta Snuka’nın hiçbir şansı yoktu. Ama kimse bu Wrestlemania maçının uzun bir yolculuğun sadece bir başlangıcının olduğunu tahmin etmiyordu.

Bearer ve Undertaker, bu efsaneyi yıkmakla tatmin olmamışlardı ve gözlerini başka bir efsane isme diktiler: The Ultimate Warrior. Funeral Parlour adlı talk şovda, Bearer bu isme bir hediyesi olduğunu söyleyerek onu sete çağırdı. Warrior sete geldikten sonra, bu “hediyenin” Warrior için özel yapılmış ve onun logosunu taşıyan bir tabut olduğu ortaya çıkmıştı. Bu duruma kızan Warrior Bearer’a saldırmaya başladı ama aniden ortaya çıkan Undertaker rakibini bir güzel dövüp tabutun içine tıkıverdi ve sonra da tabutu kilitledi. Warrior içeride havasızlıktan boğulmadan sete koşan yetkililer onu tabuttan çıkarmayı zar zor da olsa becerdiler. Undertaker’ın mesajı bir kez daha açık ve net olarak duyulmuştu. Bu çekişmeden sonra Undertaker ve Warrior bir seri bodybag (ölü torbası) maçında karşılaştılar. Bu maçlarda kazanan rakibini bu ölü torbasına yerleştirebilecekti. Eğer o zamanlarda Warrior’ın WWF’i bu isimden sonsuza kadar kurtaracağını düşünen varsa yanılıyorlardı. Undertaker rakibini bu maç serilerinde o kadar fazla acı ile tanıştırdı ki, çekişme sona erdiğinde Warrior bir sonraki seneye kadar WWF’de görülmedi. Ama Undertaker’ın gözünü diktiği çok daha büyük bir hedef vardı.

O zamanki WWF şampiyonu ve belki de endüstri tarihinin en önemli ismi Hulk Hogan’dı. Hogan ayrıca Ultimate Warrior’ın arkadaşıydı ve onun Undertaker ve Bearer tarafından uğradığı zulümden etkilenmişti. Hogan da bir gün Funeral Parlour programına katıldı ve aynı Warrior’a yapıldığı gibi ona da bir tabut sunuldu. Üstünde de Hulkamania logosu vardı. Ancak bu arada Hogan’ın dikkatini aniden ortaya çıkan Ric Flair çekti. Flair, gerçek dünya şampiyonun kendisi olduğunu iddia etti. Bu iki isim tartılırken başka bir tabutun içinden Undertaker ortaya çıktı. Undertaker elindeki urn ile Hogan’ın başının arkasına vurdu ve onu yere serdi. Ardından kalın gri eldivenlerinin Hogan’ın boğazına sarıp onu boğmaya başladı. Hogan’ın arkadaşları Rowdy Roddy Piper ve “Macho Man” Randy Savage ona yardım etmek için geldiler ama Undertaker’a yaptıkları sandalye darbeleri sonuç vermedi. Undertaker setten ayrıldıktan sonra Hogan sahne arkasına götürülüp tıbbi yardım gördü. Bu çekişmenin neticesinde Hogan ve Undertaker’ın maç yapması kaçınılmazdı ve Survivor Series 1991’de Hogan kemerini ortaya koydu.

Gün geldiğinde, herkes Hogan’ın bayağı bir zorlanacağını ama maçı bir şekilde koparacağı inancındaydı. Beklenenin aksine maç oldukça tek taraflı başladı. Hogan ne yaparsa yapsın bir türlü başlarda avantajı eline geçiremedi. Hogan tam hulk-up yapıp avantajı eline geçirecekmiş gibi göründüğünde de bu sefer Ric Flair ring köşesine geldi. Hogan onu yumrukla yere serdi ve Undertaker’a surata tekmeden sonra legdrop için iplere koştu. Ama bu sefer de Bearer onun bileğini tuttu. Bu sırada Undertaker da doğruldu ve ayağa kalktı. Taker rakibini havaya kaldırdığı an, Ric Flair de yere bir sandalye serdi. Taker bu sandalyenin üzerine Hogan’ı tombstone etti ve tuşu buldu! Yeni bir WWF şampiyonu vardı. Hulkamania düşmüş ve küllerinden Undertaker yükselip kemeri ele geçirmişti. Bu sanki Ölü Adam’ın kemeri uzunca elinde tutuşunun başlangıcı olacak gibi gözüküyordu, ama öyle olmadı.

Altı gün sonra This Tuesday in Texas adında acil bir PPV’da maçın rövanşı düzenlendi. Undertaker yine maçın çoğunda rakibini domine etti ve Ric Flair yine ring kenarına geldi. Ancak bu sefer Flair’ın yardımı ters tepti ve tuttuğu sandalyeye Hogan rakibinin başını geçirdi. Ardından Hogan urn’ü ele geçirip rakibini gözlerine attı ve tuşu buldu. Hogan tekrar şampiyon olmuştu. Ancak her iki maçın da tartışmalı bir şekilde bitmesi nedeniyle WWB Başkanı Tunney kemeri boşta ilan etmişti ve tarihte ilk defa Royal Rumble maçının galibi bu kemeri alacaktı.


Undertaker 1992 senesindeki Royal Rumble’a kemeri geri kazanmak için girdi. Başarılı gözükmesine rağmen Taker, Hogan tarafından ring dışına yollandı ve elendi. Bu Ölü Adam için bir hayal kırıklığıydı ve kemer işini sonraya bırakmak zorunda kalacaktı.

Birkaç ay boyunca Jake “The Snake” Roberts, Undertaker’a akıl hocalığı yaptı. Deneyimli WWF ismi Roberts, ona o zamanlar şu an Undertaker’ın ustası haline geldiği psikolojik savaşı öğretiyordu. Roberts ona rakibin zihnine girme sanatını öğretmişti ve bundan dolayı da Undertaker ona Randy Savage ile olan mücadelelerinde yardımcı olmuştu. Ancak yine Savage’a yapılan bir saldırıdı, Roberts işleri Undertaker’ın bile kabul etmeyeceği bir şekilde zorladı. Roberts ring kenarında bulunan ve Savage’in eşi olan Miss Elizabeth’in başına sandalye ile vurmaya kalkıştı. Ancak bunu gerçekleştiremeden, Undertaker sandalyeyi onun elinden alıverdi.

Bu olay bir bakıma Undertaker’ın bir taraftar favorisi olmasının başlangıcı olarak kabul edilebilir. Roberts, Bearer’ın Funeral Parlour programına katılıp Undertaker’a sordu “Sen kimin tarafındansın?” Undertaker ona beklemediği bir cevap verdi: “Senin değil!” Kendini aldatılmış hisseden Roberts bu durum karşısında köpürdü ve Taker’ın elini tabuta sıkıştırdı. Bearer’a da bir DDT yaptıktan sonra Undertaker’ı sandalye ile dövdü. Ancak ne kadar vurursa vursun, Taker her seferinde kendine geldi.

Undertaker bu vuruşların öcünü, Wrestlemania VIII’de eski hocasıyla birebir karşılaşarak almak istedi. Roberts bir ara üstünlüğü ele geçirmiş gibi gözükse de, Undertaker iki DDT’den sonra bile kalktı. Bunu daha önce başka hiçbir güreşçi becerememişti. Daha sonra Taker onu ring dışında Tombstone etti ve cansız vücudunu ringe yollayarak tuş etti. Undertaker bir kez daha senenin en önemli programında bir efsane ismi daha domine etmiş ve ona Dark Side’ın ne olduğunu göstermişti. Roberts da bundan sonra senelerce WWF’de gözükmedi.

Undertaker’ın sıradaki mücadelesi Uganda devi Kamala ile oldu. WWF’in en büyük isimlerine karşı olan başarısı nedeniyle Undertaker bir anda kendine isim yapmak isteyenler için hedef olmuştu. Kamala’nın menajerleri Kim Chee ve Harvey Whippleman da kendilerine ismik yapmak için Ugandalı devi onun üstüne saldılar. Tek bir sorun vardı: Kamala Undertaker’dan çok korkuyordu! İki isim SummerSlam 1992’de karşılaştı. Undertaker, rakibini iyice dehşete düşürmek için ringe siyah bir cenaze arabasıyla geldi. Ölü Adam işi bir chokeslam ile bitirecek gibi gözükürken Kim Chee ringe gelip ona yabancı bir nesneyle vurdu. Taker maçı diskalifiye ile kazandı ama Kamala maçtan sonra ona saldırdı ve sayısız splash yaptı. Taker buna rağmen daha sonra kendisine geldi ve sahne arkasına kadar Kamala’nın peşinden gitti.

Bu çekilme sona ermediğinden, ikisi arasında 1992 Survivor Series’de bir maç daha ayarlandı. Ama bu seferki maç, daha sonra Taker’ın ustası haline geleceği bir tabut maçı olacaktı (casket match). Maçtan önceki günlerde Taker sıkça ekrana Kamala için özel bir tabut yaparken geldi. Tabut tamamlandığında Taker bunu Kamale maç yaparken ring kenarına getirip sıkça ürküttü. Bir keresinde artık bu durumdan sıkılan menajerler, Kamala’nın kutuya parçalamasını emrettiler. Ancak Kamala tabutu açında içinde Taker çıktı ve Kamala korkudan seyircilerin arasına dalıp kaçtı. Survivor Series’deki maçta Kamala sandalye ve basamakları kullanmasına rağmen Taker’ın işini bitiremedi. Daha sonra Undertaker’ın urnü ele ringde boşta kalınca Kamala’nın menajerleri bunu alıp silah olarak kullanmasını istediler, ama Kamala bunu eline alır almaz kafayı yedi ve yere düşürdü. Taker da urnü alıp Kamala’nın kafasına geçirdi ve daha sonra baygın Kamala’yı tabutun içine yuvarladı. Bununla da yetinmeyen Taker, tabuta çivi çaktı ve yeri bilinmeyen bir yere götürdü.


1993 senesi aslında Undertaker için biraz yavaş geçti. Uzun boylu Giant Gozalez ona saldırıp 1993 Royal Rumble’dan elenmesine sebep olunca iki arasında bir çekişme başladı. Taker rakibini Wrestlemania IX’da diskalifiye ile yendi. Taker o gün ringe siyah bir karga ile geldi; Gonzales’in kaderinin simgeleyen ölüm kuşu. Taker’ı yenememesi üzerine ne yapacağını şaşıran Gonzales, ilaçlı bir bez ile Taker’ı bayılttı. Taker sahne arkasına götürülürken ayağa kalktı ve ringe dönünce de Gonzales kaçtı.

İlerleyen aylarda Gonzales Paul Bearer’a saldırdı ve ondan Urn’ü çaldı. Böylece Taker SummerlSlam 1993’deki “Rest in Peace” maçında ona karşı Urn olmadan mücadele edecekti. Bu maçı kaybeden ayrıca WWF’den ayrılacaktı. Taker, yanında Bearer ve Urn olmadan dahi iyi bi maç ortaya koydu. Daha sonra gong duyuldu ve Bearer ring kenarına geldi ve Urn’ü de geri aldı. Urn havaya kaldırılınca Taker ekstra güç aldı ve rakibinin işini üst iplerden uçan clothesline ile bitirdi. Böylece Gonzalez WWF’den ayrılmak zorunda kaldı ve “huzur içinde yattı”.

1993 Survivor Series’de Taker tipik 8-adamlık eliminasyon maçlarından birine dahildi. “The All Americans” takımı kendisi, Lex Luger, ve Steiner Borthers’dan oluşuyordu. Rakipleri ise “The Foreign Fanatics”di ve bu takım Yokozuna, Ludvig Borga, Crush ve Quebecer Jacques’dan oluşuyordu. Maç esnasında 500 poundun üzerinde ağırlığa sahip Yokozuna Taker’ı yenmek için her yola başvurdu. Yokozuna tüm bitirici hareketlerini denedi ama Taker hepsinden sonra kendine gelmeyi becerdi. Bu iki isim daha sonra ring dışında kavga etmeye başladılar ve countout olarak elendiler. 1993 sona gelirken, Yokozuna’nın hareketleri kendisine 1994 için erken bir cenaze ayarlamış olabileceğinin işaretiydi. Taker onun için tam olarak ne planlıyordu?


1994 senesi geldiğinde, Undertaker tekrar gözünü WWF kemerine ve onu elinde tutan dev Yokozuna’ya dikmişti. İkisi arasında 1994 Royal Rumble’ı için mç ayarlanmıştı ve Taker’ın isteği üzerine bu maç bir tabut maçı olacaktı. Maçtan önceki günler, Taker Kamala üzerinde işleyen korkutma taktiğini yine uyguladı ve Yokozuna için özel bir tabut hazırladı. Hayatında ilk defa Yokozuna bir maça çıkmaktan korkuyordu. Maça Undertaker üstün başladı ancak daha sonra ring dışında Yokozuna onun gözüne tuz atarak onu bir süre körleştirmişti. Daha sonra kendine gelen Taker, rakibini bir chokeslam ve running DDT ile bitirmiş gibiydi. Undertaker Yokozuna’nın dev cüssesini tabuta yuvarladı ve kapağı kapatmaya hazırlandı, ama o anda işler fena bir şekilde tersine döndü.

Aniden Crush ortaya çıktı ve Taker’a saldırdı. Taker onunla uğraştıkça yeni isimler gelmeye başladı. Ölü Adam bir anda karşısında 10 adamla karşılaşırken buldu. Taker dövülüp tabuta kondu. O anda Bearer Urn’ü havaya kaldırarak onu güç verdi ve Taker tüm rakiplerine kaştı savaşmayı sürdürdü, ama ardından Yokozuna Urn’ü ele geçirdi. Yokozuna bunu açtı ve içinden yeşil bir duman çıktı. Bu esnada Undertaker da bayılıp yere düştü ve rakiplerinden dayak yedi. Yokozuna onun cansız vücudunu kutuya koydu ve kapağı da kapayarak kemerini korudu.

Tabut sahne arkasına götürülürken birden ışıklar karardı ve kutudan duman yükselmeye başladı. Undertaker’ın görüntüsü Titantron ekranına geldi. Burada huzur içinde yatmayacağını ve tüm dünyanın yakında onun tekrar doğuşuna şahit olacağını söyledi. O anda, belki de WWF tarihinin en garip olaylarından birinde Undertaker’ın görüntüsü binanın üstüne doğru yükseldi ve karanlığa doğru kayboldu.

Aylar boyunca kimse ne Ölü Adamı gördü, ne de ondan haber aldı. Paul Bearer bile onu Royal Rumble’dan beri görmemişti. Yaza doğru bazı insanlar onu gördüklerini söylemeye başladılar. Onu ilk WWF’e getiren isim Ted DiBiase bile onunla konuştuğunu iddia ediyordu, ancak Paul Bearer buna inanmıyordu. Daha sonra Shawn Michaels’ın Heartbreak Hotel röportaj programında Undertaker DiBiase’nin yanında görüldü! Ölü Adam Bearer’a sırtını mı dönmüştü? DiBiase ile ortak mı çalışıyordu?

Bearer, DiBiase’nin yanındaki bu adamın, kendisinin son üç buçuk sene birlikte çalıştığı adam olmadığını iddia ediyordu. Bu sahte Undertaker tarafından saldırıya uğrayınca Bearer da gerçek Undertaker’ın döneceğini ve DiBiase’nin yarattığı bu taklitçiyi yok edeceğini iddia etti.

SummerSlam 1994’de Paul Bearer ringe geldi ve yanında druidler bir tabut getirdi. Bearer bunun içinden dev bir Urn çıkardı ve kapağını çıkarınca içinden parlak bir beyaz ışık yükseldi. Işık daha sonra yok oldu ve karanlıktan gerçek Undertaker gözüktü! Taker bu sefer eski gri renkleri yerine mor rengini kullanıyordu kıyafetlerinde. Undertaker taklitçisine üç tane Tombstone Piledriver yaptıktan sonra maçı kazandı ve ardından onu tabuta, bir daha görünmemek üzere, atıverdi.

Bu sahtekarı yok etmesine rağmen, daha çözmesi gereken bir olay vardı. Undertaker, kendisini sekiz ay ringlerden uzaklaştıran Yokozuna’ya karşı öç alması gerekiyordu. Survivor Series 1994’de bu iki isim bir kez daha tabut maçında karşılaştılar. Bu sefer ortada kemer yoktu, bu sadece öç içindi. WWF de maça dıştan karışma olmasın diye ünlü isim Chuck Norris’i ring dışı görevlisi olarak atamıştı. Maçta yine Yokozuna’nın bazı adamları ring köşesine koşunca, bu sefer Norris örnek olsun diye Jeff Jarrett’a bir tekme attı ve diğerleri daha fazla yaklaşmadı. Ancak tam o anda Irwin R. Syhster (IRS) seyircilerin arasından çıkıverip Taker’a ani bir sleeper yaptı ve onun hareketsiz vücudunu tabuta yerleştirdi.

Her şey yine tekrarlanacak gibi düşünülürken, Taker Yokozuna’yı da tabuta çekti. Bu durum karşısında Yokozuna korkudan geberecek gibi oldu ve Taker kolayca tabuttan çıktı. Taker Yokozuna’nın menajerinden Japın bayrağını da kaparak bunu da tabutun içine attı ve kapağı kapattı. Yokozuna böylece huzur içinde uyuyacaktı.

1994 yılının sonu yaklaşırken Undertaker’ın halledilmemiş bir çekişmesi daha kalmıştı: Ted DiBiase ve onun Million Dollar Corporation takımı. Görünüşe göre bunun çözülmesi ancak 1995’de mümkün olacaktı.


1995 geldiğinde Million Dollar Man, Undertaker’dan öç almak istiyordu ve bunun için Million Dollar Corporation’a bağlı adamlarını teker teker onun üstüne saldı. İlk yollanan isim olan IRS, Royal Rumble 1995’da Undertaker’ın ilk kurbanı oluyordu. Buna rağmen Taker DiBiase’yi ele geçirmedi, çünkü DiBiase bu sefer de onun üstüne dev King Kong Bundy’yi saldı. Taker ve Bundy ringde göz göze geldiklerinde IRS Urn’ü de alıp DiBiase’yle oradan kaçmayı başardı. Ancak Taker ve Bundy Wrestlemania XI’de karşılaştıklarında Ölü Adam galip geldi ve Urn’ü de geri almayı başardı.

Milion Dollar Corporation’dan daha sonra Taker’in üstüne salınan Kama oldu. Urn yine çalında ama bu sefer eritilip altın bir zincir yapıldı. Kama sıkça Taker’ın maçlarına karışıp onu rahatsız etti. Bunlardan en önemlisi olarak King of the Ring’deki Undertaker ve Mable arasındaki çeyrek final maçına karışıp Taker’ın elenmesine yol açması gösterilebilir. Taker, Kama’nın da işini SummerSlam 1995’de rakibini bir tabut maçında yenip tabuta tıkarak bitirdi.

1995’in ikinci yarısında bir 6-man tag maçı esnasında maçta yer almayan iki dev isim Mable ve Yokozuna Taker’a saldırdı. Taker’ın suratını ezdiler ve Mable onun suratına iki legdrop yaptı. Undertaker bu saldırıdan sonra yaklaşık bir ay ortalarda gözükmedi. Undertaker’ın dönüşü Survivor Series’de gerçekleşti. Bu sefer kırılan yüz kemiklerini korumak için suratında özel bir maske vardı. Tipik Survivor Series eleme maçında Undertaker sırasıyla Jerry Lawler, Isaac Yakeem ve Triple H’i eledikten sonra geriye kalan tek isim Mable da kaçtı ve countout edildi. Undertaker onun da işini In Your House 5’de bir tabut maçında bitirdi ve eritilen zinciri de geri almayı başardı. In Your House 5’in sonunda WWF Başkanı Gorilla Monsoon da Undertaker’ın number one contender durumuna geldiğini belirti ve böylece Taker Royal Rumble 1996’de kemer için şampiyon Bret Hart ile mücadele etme şansını yakaladı. Eski WWF şampiyonu Diesel bu karardan pek memnun olmadı ve Ölü Adam’ın işini bitirip kemer maçına kendisinin çıkacağını iddia etti.


Royal Rumble’daki kemer mücadelesi öncesi Diesel koridorda Taker’ın önüne çıkınca iki isim dövüştü. Daha sonra maçta Undertaker tombstone yaparak tam kemeri kazanacaktı ki Diesel gelip hakemi ringden çekti ve Bret Hart’ın diskalifiye olmasına sebep oldu. Böylece Taker da kemeri alamamış oldu. Bu maçta ayrıca Taker’ın maskesi de çıkarıldı.

In Your House 6’da bu sefer Diesel kemer için Hart ile bir kafes maçında karşılaştı. Tam işler Diesel’in lehine giderken Undertaker ringin ortasından şeytan gibi çıkıverdi ve Diesel’i bacaklarından tutup ringin altına çekti. Ring sisle kaplandı ve kemer de yine Hart’ın elinde kalmış oldu.

Daha sonraki bir RAW programında Diesel’in bir maçı esnasında, Paul Bearer ring kenarına bir tabur getirdi. Diesel tabutu açınca kendisini gördü ve kafayı yedi. Diesel ve Ölü Adam nihayet Wrestlemania XII’de karşılaştılar. Diesel iki adet Jackknife Powerbomb yaptı ama Taker yine de kendine gelmeyi becerdi. Taker maçı bir chokeslam ve tombstone ile kazandı.

Wrestlemania XII’in ertesi gecesi RAW programında Taker Bradshaw ile maç yaparken aniden ve bir sebep yokken Mankind adında deli bir canavar ona saldırdı. Mankind kısa sürede kendisi gibi biraz çatlak olan Goldust ile ortak çalışmaya başladı ve bu ikili sürekli Taker’la uğraştı. In Your House 8’de Undertaker ve Goldust, Intecontinental kemeri için bir tabut maçında karşılaştı. Taker rakibini tombstone ettikten sonra tabuta koymak isterken tabutun içinden Mankind çıktı ve ona Mandible Claw yaptıktan sonra tabutu üstüne kapadı. Böylece Goldust galip geldi.

Mankind ve Undertaker sonunda King of the Ring 1996’da karşı karşıya geldiler. Taker tam chokeslam yapacakken Mankind aniden bir Mandible Claw yaptı. Taker kurtulmak için uğraşırken Bearer ringe girip ona yardım etmek istedi ama yanlışlıkla Taker’ın kafasına vurdu. Mankind, Taker bayılana kadar hareketini sürdürdü ve galip ilan edildi. In Your House 9’da Undertaker tekrar Goldust ile karşılaştı ve Mankind yine önceki maçtaki gibi maça karıştı ama bu sefer Taker diskalifiye ile galip geldi. Mankind ve Taker sahne arkasına kadar dövüştüler.

SummerSlam 1996’da Undertaker ve Mankind WWF’in ilk Boiler Room Brawl (kazan dairesi kavgası) maçında tekrar karşılaştılar. Maçı kazanmanın yolu kazan dairesinden ilk çıkan isim olup arenadaki ringde bekleyen Bearer’ın elinden Urn’ü alan ilk isim olmaktı. Bu çılgınca maçta borular, sıcak buhar, kutular, merdivenler, yangı söndürücüler, zincirler ve aklınıza gelmeyecek bir sürü alet kullanıldı ve nihayet iki isim ringe yöneldiler. Taker ring kenarında Makind’a beton üzerine bir tombstone çektikten sonra ringe girdi, tek diz üzerine eğilip Bearer’dan Urn’ü almayı bekledi. Ancak taraftarların tümünü şaşırtan bir hareketle Bearer Urn’ü ona vermeyi reddetti! Mankind kendine gelince ringe girip Taker’a bir Mandible Claw yaptı ve Bearer da gülmeye başladı! Bearer daha sonra da ona tekme ve tokat attıktan sonra Urn ile dekafasına vurdu. Ardından Bearer Urn’ü Mankind’a teslim etti. Bu beklenmedik gelişmeyle Bearer uzun süredir birlikte çalıştığı Taker’ı da satmış oldu.

Mankind ve Taker, In Your House 11’de tekrar bir ilk olan Burried Alive (canlı gömülme) maçında karşılaştılar. Taker rakibini çukura chokeslam ettikten sonra onun üstünü toprakla kapamaya başladı ve hakem tarafından galip ilan edildi. Ancak bu arada maskeli bir isim (daha sonra Bearer tarafından getirilen The Executioner isminde bir güreşçi olduğunu öğrendik) Taker’ın arkasından gelip kafasına kürekle vurdu. Executioner Mankind’ı çukurdan çıkardıktan sonra ikisi birlikte Taker’ı gömdü! PPV programı sona ererken gömüldüğü noktaya bir şimşek çaktı ve çukurdan bir mor eldiven çıktı! Bu da bize Ölü Adam’ın işinin bitmediğini gösterdi.

Survivor Series’de Mankind ve Undertaker tekrar karşılaştılar ve bu sefer Bearer ringin 20 fit üzerinde bir kafeste bulunmaktaydı. Taker kazanırsa kafes indirilecek ve o da nihayet Bearer’a bir ders verebilecekti. Taker muhteşem dönüşünü arenanın yukarısından siyah deri giysiler ve yarası tarzı kanatlarla inerek gerçekleştirdi. Taker rakibini tombstone ile yendi ama Bearer’a elini süremeden Executioner ona engel oldu ve Bearer da kafesten çıkıp kaçmayı becerdi. Daha sonra In Your House 12’de Taker nihayet Executioner’dan da öcünü aldı ve onu “Armageddon rules” tarzı maçta yendi. Maça karışan Mankind Taker’dan dayak yedi ve ardından görevliler gelip Mankind’ı deli ceketine koyup götürüler. Daha sonra ring dışındaki kavganın ardından Executioner bir tombstone yedi ve ona kadar sayılınca kalkamayınca Taker galip ilan edildi.


Royal Rumble 1997’de Undertaker ilk olarak Vader ile karşılaştı ve bu maçı kaybetti. Taker ardından Royal Rumble müsabakasına da son sırada girerek katıldı ancak sondan dördüncü isim olarak Steve Austin tarafından elendi.

Şubat 1997’de Shawn Michaels sakatlığından dolayı WWF kemerini bırakmak durumunda kalınca, kemerin yeni sahibini beirlemek için bir Final Four maçı düzenlendi. Bret Hart, bu maçta Austin, Taker ve Vader’ı yenerek kemerin yeni şampiyonu oldu. Ancak Hart da kemerini sadece bir gün elinde tutabildi ve Sid ondan kemeri kazandı.

Wrestlemania XIII’de Sid ile kemer için karşılaşan isim Taker oldu. Taker bu maçta bir tombstone yedi ama tuş olmadı! Hart ringe gelip iki güreşçiye de sandalye ile vurdu. Daha sonra Taker Sid’e bir chokeslam yaptı ama tuş gelmedi. Hart tekrar ring kenarına gelince bu sefer Sid onunla uğraşmaya başladı. Taker da meşgul Sid’i yakaladı ve tombstone yaptı. Taker tuşu da bularak uzun bir süre aradan sonra tekrar WWF şampiyonu oldu.

Taker ilerleyen aylarda kemerini Mankind, Austin (In Your House 15), Vader ve Farooq gibi isimler karşısında başarıyla korudu. Ancak SummerSlam 1997’da, Shawn Michaels’ın özel hakem olduğu bir steel cage maçında kemerini Bret Hart’a kaybetti. Michaels bu maçta Taker’a yardım edeyim derken yanlışlıkla ona sandalye ile vurmuştu.

Bu gelişmeler sonucu Taker ve Shawn Michaels, Bad Blood’da WWF’in ilk Hell in a Cell maçında karşı karşıya geldiler. Bad Blood programından önceki haftalarda Paul Bearer sıkça Undertaker’ın annesi ve babasının ölümüne sebep olan yangında öldüğü sanılan kardeşi Kane’in hayatta olduğunu ve öç almak için geri döneceğini belirtmekteydi. Hell in a Cell maçının ortasında tam Taker maçı alacak gibi gözükürken Kane ilk defa kendini gösterdi. En az Taker kadar iri, siyah ve kırmızı kıyafet ve maske giyinmekteydi. Kane kafesin içine girip Taker’a saldırdı ve Michaels’ın galip gelmesini sağladı.

İlerleyen haftalarda Kane hakkında daha fazla bilgiye kavuşan Taker, aynı kanı taşımasından dolayı onunla güreşmeyi sürekli reddetti.


1998’in başlarında Bearer ve Kane, Taker’ı hiç rahat bırakmadı. Undertaker Kane ile güreşmeyi kabul edene kadar Kane’in diğer tüm WWF yıldızlarını yok edeceğinin garantisi verildi. Hatta Bearer’ın bir planı olarak Rumble’dan evvlki günlerde Kane bir kere Taker’ı bir D-X saldırısından kurtarmıştı. Taker böylece bir süre için arada huzursuzluk olmadığı izlenimine katıldı.

1998 Royal Rumble’ında Taker WWF kemerini geri alabilmek için bir kez daha Michaels’la, bu sefer bir tabut maçında, karşılaştı. Taker tabutun içine tombstone yaptıktan sonra New Age Outlaws ve Los Boricuas ringe koştu. Bu arada Kane de geldi ve bu isimleri teker teker dövüp ringi temizledi. Ancak Kane hemen bunun ardından Taker’a da saldırdı. Onu tabutun içine chokeslam ettikten sonra Michaels tabutu kapadı ve galip ilan edildi. Ancak Kane bununla da tatmin olmadı ve tabutun üstüne benzin döktükten sonra yaktı! Ateş söndürüldükten sonra tabut açıldı ancak Taker orada yoktu. Taker nihayet haftalar sonra geri dönüp kardeşi ile Wrestlemania IV’deki karşılaşmanın altyapısını oluşturdu.

Taker belki de kariyerinde en fazla Kane karşısında zorlandı. Wrestlemania XIV’de onu yenmesi için üç tane tombstone yapması gerekti. Ayrıca maçtan sonra Kane ona saldırarak savaş bitmediğini de hatırlatmıştı. Wrestlemania’dan birkaç sonra da Bearer’ın aslında Kane’in babası olduğu ve Undertaker’ın annesiyle bir ilişkiye girdiği ortaya çıkınca Taker iyice çılgına döndü. Kane ve Taker, Unforgiven’de ilk Inferno maçında karşılaştılar. Bu maçta Kane’in kolu ateş kapınca galip Taker ilan edildi.

1998 King of the Ring’de Taker bir defa daha Mankind ile karşılaştı ve bu sefer Hell in a Cell’de. Bu maçta Makind kafesin üstünden ringe chokeslam yedi ve iki defa zımbalar üzerine slam yedi. Taker maçı tombstone ile kazandı ama o gecelik işi bitmemişti. Steve Austin ve Kane arasındaki first blood maçında Taker maça karışıp Austin’ın suratına sandalye ile vurdu. Kanayan Austin da böylece WWF kemerini Kane’e kaybetti. Kane bu maçı kaybederse kendini yakacağını belirtmişti. Taker da bunu yapmasını istemediği için ona yardım ettiğini belirtiyordu maçtan sonra. Ancak Austin kemerini ertesi gece geri kazandı.

Daha sonraki günlerde Vince McMahon takım kemerleri için bir tag team maçı ayarladı. Bir tarafta Taker ve Austin, diğer tarafta Kane ve Mankind vardı. Taker ve Austin iyi çalışmamasına rağmen kemerleri kazandı, ama maçtan sonra Taker iki kemeri de alarak oradan ayrıldı. Ardından bu maçın rövanşında Taker kendisinin Kane tarafından tuş edilmesine adeta izin verdi. Ardından Kane ve Taker birlikte Bearer ve Mankind’ı bir güzel dövünce de artık iki kardeşin ortak çalışmaya başladığı kesinleşmiş oldu.

Taker ve Austin SummerSlam’de WWF kemeri için karşılaştılar ancak Taker bu maça kardeşinin karışmasını istemedi ki adam gibi şampiyon oldum diyebilsin. Maçı Stone Cold bir stunner ile kazandı ve kemerini korudu. Maçtan sonra Kane gelip kardeşinin yanında durarark ona desteğinin süreceğinin işaretini verdi.

Bu arada Austin’ın patron McMahon ile de arası iyi değildi. McMahon de bu gelişmelerden faydalanarak WWF kemeri için Breakdown’da bir Triple Threat maçı ayarladı. Austin’ın rakipleri Kane ve Undertaker olacaktı. Bu maçta enteresan bir şekilde Taker ve Kane, Austin’a double chokeslam yaptılar ve ardından onu birlikte tuş ettiler. Bu durumda kemerin yeni sahibini belirlemek McMahon’a kalıyordu ama o bu iki isme kızgındı. Ceza olarak ikisi arasında kemerin sahibini belirlemek için yapılacak maça hakem olarak Steve Austin’ı verdi.

Brothers of Destruction, bir geceliğine ittifaklarını bir kenara bırakıp kemer için karşılaştılar. Maçta bir ara Taker ve Kane ortak çalışıp hakem Austin’a bile saldırdılar. Bunun ardından Paul Bearer ringe sandalye ile gelip Taker’a vurmak için Kane’den izin istedi. Kane kabul etti ama sandalyeyi kendisi yedi! Ardından Taker da Kane’e bir tane geçirdi ve artık Taker ve Bearer’ın tekrar bir araya geldikleri belli olmuş oldu. Ancak bu gecede Taker kemeri alamayacaktı çünkü Austin da Taker’a sandalye ile vurduktan sonra iki adamı da ona kadar yerde saydı.

Bunun sonucunda kemerin sahibini belirlemek için Survivor Series’de bir turnuva düzenlendi. Kane ve Taker bu turnuvanın ilk turunda karşılaştılar ve Taker Bearer’ın yardımıyla maçı kazandı. Ancak bir sonraki turda da Kane maça karışınca Taker, Rocky Maivia’ya elendi.

Bu olaylar gelişirken, Taker sürekli bir değişim içindeydi ve Ministry of Darkness’ı WWF’e salacağını söylüyordu. Bu olaylar çerçevesinde Taker’ın ilk hedefi Stone Cold Steve Austin oldu. Taker önce onun Rock ile yaptığı bir maça karışıp kafasına kürekle vurdu, daha sonra da onu kaçırıp Paul Bearer’ın cenaze evine götürdü. Ancak bir şey yapamadan Kane kardeşine saldırdı ve Austin da kaçtı. McMahon de bu nefretin bir sonuca varması için Taker ve Austin arasında In Your House 26 - Rock Bottom’da bir Burried Alive maçı ayarladı. Bu maça Kane karıştı ve kardeşini çukurun içine Tombstone etti. Ardından Austin da Ölü Adam’ı gömdü.


1999 başlarında Taker döndüğünde değişmiş bir insan olarak geldi. Dönüşünden birkaç hafta evvel APA, Dennis Knight’ı kaçırmıştı ve Knight’ı O’na götüreceklerini söylemişlerdi. “O” diye hitap ettikleri daha şeytani bir dış görünümle dönen Taker’ın kendisiydi. Taker, Knight’ı hizmetlerine kattı ve onun yeni adını Mideon yaptı. Royal Rumble’da ise Rumble maçı esnasında bu sefer Mabel zorla götürüldü ve o da ertesi gün Ölü Adamla Viscera olarak göründü. Ardından Gangrel, Edge ve Christian da Taker’ın hizmetlerine katılınca Ministry of Darkness tam olarak kurulmuş oldu.

Taker’ın hedefi WWF’i kontrolü altına almaktı. McMahon onu engellemek için Kane ile bir Inferno maçı daha ayarladı ama Taker tekrar galip geldi. McMahon daha sonra Corporate görevlisi Big Bossman’den ümitliydi, ancak o da Taker’e Wrestlemania XV’de bir Hell in a Cell maçında yem oldu. Bu esnada Taker da sıkça Vince’in kalbinin anahtarına sahip olan bir bayandan sürekli bahsediyordu ve Wrestlemania’dan sonra öğrendik ki bu Stephanie McMahon’di.

Taker onu ilk kaçırdığında Stephanie bir kazan dairesinde Ken Shamrock tarafından bulundu. Shamrock burnunu soktuğu için işlere Backlash’te Taker ile karşılaştı ve Tombstone yiyerek kaybetti. O gecenin sonunda yine Stephanie, Taker tarafından sürülen bir limuzine zorla bindirildi ve kaçırıldı. Daha sonra Ölü Adam’ın hedefinin onunla evlenmek ve Vince’in gücünü ele geçirmek olduğu anlaşıldı. Ancak buna Stone Cold engel oldu ve onu kurtardı.

Daha sonra belli oldu ki aslında Vince’in oğlu Shane de işlerin içindeydi ve Taker’a destek veriyordu. İkisinin adamları birleşip Corporate Ministry’yi oluşturdu. Over The Edge programında Taker ve Austin kemer için karşılaştılar. Maçta iki özel hakem vardı: Vince ve Shane. Taker bu maçı Shane’in hızlı sayışı sayesinde kazandı ve üçüncü defa WWF şampiyonu oldu. Maçtan sonra söz verildiği gibi Austin, bu Greater Power denilen güçle tanıştı. Austin bunun kim olduğunu görünce hayalet görmüş gibi oldu. Ertesi hafta bu güç kendini herkesi gösterdi: kendisi Vince McMahon’di ve bütün bunları Austin’a bir ders öğretmek için yapmıştı.

King of the Ring’de Taker kemerini Rock’a karşı başarıyla korudu (Triple H’in yardımıyla) ama ertesi gece kemerini Austin’a geri kaybetti. Bunun sonucunda bir maç daha ayarlandı ve bu bir First Blood maçı olacaktı. Fully Loaded programındaki bu maçta X-Pac Austin’a yardım etti ve Austin da kamerayla Taker’e vurup onu kanattı ve maçı aldı.

Fully Loaded’dan sonra Taker Ministry’yi tekrar düzenledi. Mideon ve Viscera dururken, diğerleri artık üye değildi. Onların yerine katılan isim ise Big Show oldu. Taker ve Show kuvvetli bir ikili oluşturdular ve Summerslam’de Kane ve X-Pac’dan takım kemerlerini de kazandılar. Ardından yeni kurulan Rock N Sock Connection karşısında da galip geldiler. Daha sonraki bir RAW programında maç esnasında Paul Bearer ring kenarına gelip Taker’a bir şeyler söyleyince Taker da maçı yarıda bıraktı ve bu ikili kemerleri kaybettiler. Ertesi hafta Show buna bir açıklama isteyince Taker da onun kulağına bir şeyler fısıldadı, Show da donuna kaçırmış gibi korktu.

1999’daki son görünüşünde Taker, Triple H karşısında bir tabut maçına çıkmayı reddetti. McMahon ile olan tartışmaya Taker “Bundan sonra o zaman burada hiçbir maçta yer almam belki!” diyerek ani bir ayrılış gerçekleştirdi. Taker sekiz ay boyunca hiç görülmedi…

© 2005 Hakan Haktanır

 
Joomla Templates by Joomlashack