| Eric Bischoff |
| Hakan Haktanır tarafından yazıldı. | |||
| Pazartesi, 16 Ekim 2006 14:20 | |||
|
WCW'nun başına geçerek 84 hafta reytinglerde WWF'i geçti. Ardından WCW batınca da WWE RAW'un patronu olarak hikayelerde yer aldı.
İsmi: Eric Bischoff Önemli rolleri: WCW Başkanı, WWE RAW Yöneticisi Bischoff ufak yaştan beri Amerikan güreşine ilgi duymaktaydı, ancak resmi olarak bu sektöre girişi 1980li senelerde American Wrestling Association'da işe başlamasıyla oldu. Bischoff burada işe başladığında tamamen ofis evladı gibi ayak işleri ile uğraştı, ancak sabırla kendini ispatlamak için didindi ve sunucu ve yardımcı yapımcı pozisyonuna kadar yükseldi. Daha sonra bu federasyon tarihe karışınca Eric de kendini gösterebilmek için başka yerler aradı. 1989'da World Wrestling Federation'da spiker olarak yer almak için başvurdu ancak beğenilmedi. Bundan iki sene sonra World Championship Wrestling'de spiker olarak görev almaya başladı. 1993 senesinde Eric, idari yapımcı pozisyonuna yükseldi. İlk iş olarak da belki bu pozisyonu asıl hak eden Jim Ross'u WCW'dan attı. Ross da kısa bir süre sonra WWF'e katıldı ve orada başarılı bir spiker oldu. WCW'nun YÜKSELİŞİ: Bischoff bu performansıyla da WCW'nun sahibi olan milyarder Ted Turner'ın da güvenini kazanmış oldu. Turner gözünü güreş dünyasında WWF ile başa baş bir yarışa girmeye dikmişti. Bischoff'a bunun nasıl mümkün olduğunu sorunca o da prime time vakti istedi, yani televizyonun en çok izlenen saatlerinde WCW'yu ekrana taşımak istedi. O ana kadar WCW'nun ana programı Cumartesileri yayınlanan WCW Saturday Night programıydı. Turner bir kaç saniye düşündükten sonra ilgili yardımcısına "Eric'e Pazartesileri bir saat prime time vakti verin" dedi. Güreş dünyasından biri için bu önemli bir olay gibi gelmeyebilir, ancak Pazartesi geceleri WWF'in Monday Night RAW programı yayınlanmaktaydı... ve bu demekti ki artık WWF ve WCW aynı saatlerde başa baş mücadele edebilirdi. WCW Nitro böylece 5 Eylül 1995'de yine Turner'a ait olan TNT kanalında yayın hayatına başladı. Başlarda Nitro, aynı saatte ekrana gelen WWF RAW'a göre reytinglerde geri kaldı. Ancak Bischoff bazı taktiklerle kısa sürede bu durumu düzeltti. İlk olarak, Nitro programı canlı olarak yayınlanıyordu. Diğer taraftan RAW ise önceden çekilip banttan yayınlanıyordu. Bischoff bunu lehine kullanarak programını RAW'a göre bir kaç dakika evvel başlattı ve o gece RAW'da alınacak sonuçları önceden açıkladı. Böylece seyirciler daha RAW'u izlemeye başlamadan o programın heyecanını bitirdi. WCW, başta nWo hikayesinin yardımıyla WWF'in reytinglerini geride bırakmaya başladı. Tarihe "Pazartesi Gecesi Savaşları" geçen bu RAW-Nitro savaşında da WCW Nisan 1998'e kadar 84 hafta aralıksız WWF'i geride bıraktı. Tabi bu başarı sürerken de Bischoff 1997'de WCW Başkanı konumuna kadar yükseldi. Bischoff'un yarattığı bu savaş, tartışmasız güreş dünyasının şeklini değiştirdi. İlk defa reytingler umursanmaya başladı. İlk defa WWF'in verdiği maaşlar güreşçilere WCW'nun verdiklerinin yanında az gözükmeye başladı. Bu da yetmezmiş gibi Bischoff, güreş PPV sistemini allak bulak etti. WWF 1995 senesine kadar gelindiğinde Wrestlemania, Royal Rumble, Survivor Series, SummerSlam adlarında dört adet PPV üretmekteydi. Ancak Bischoff aniden WCW'nun senelik PPV programlarını 7 taneye çıkarınca, WWF de In Your House serilerini başlatarak kendi PPV sayısını arttırmış oldu. Ardından Bischoff WCW PPV sayısını önce ona, sonra da aydı bir tane olacak şekilde arttırdı. WWF de kısa sürede aynısını yapmak zorunda kaldı. WCW'nun ALÇALIŞI: Bunun yanı sıra, Temmuz 1996'da büyük heyecanla başlayan nWo hikayesi artık bayatlamıştı ve başarılı başka hikaye çıkamamıştı WCW'dan. Hikayeler iyice karışıklaşmaya ve iyice saçmalaşmaya başlamıştı. Her hafta birisi birisini ortada neden yokken satıyordu, WWF'i karalama dışında pek bir şey üretemiyorlardı. WCW bu eski popülerliğini kaybedince Bischoff da WCW'dan soğdu. Hollywood'da bazı güreş dışı projelerini gerçekleştirmek istedi ve WCW ekranlarından uzak kaldı. Yokluğunda sorumlu olarak Kevin Nash ve Craig Leathers'ı bıraktı. Bischoff geri geldiğinde WCW felaket durumdaydı bir kez daha. Bischoff hemen bol para saçarak taraftarları geri çekmek istedi, ancak Eylül 1999'da Time Warner'dan alınan karara göre Bischoff işinden oldu. Bischoff, Nisan 2000'de program ve televizyon sorumlusu olarak geri getirildi. Ancak Bischoff bu pozisyonundan memnun kalmayınca altı hafta sonra ayrıldı. 2000 senesinin sonlarında WCW bitmiş durumdaydı. Ne kar getiriyordu, ne de reyting çekiyordu, bir sürü de borcu vardı. Tek çare olarak WCW satılığa çıkarıldı. Bischoff ve bazı yatırımcılar WCW'yu almak istedi ancak Nitro'nun TV hakkı iptal edilince Bischoff da doğal olarak satın almaktan vazgeçti. Bunun sonucunda WWF de ilgi kalmayan bu federasyonu ucuz bir fiyata satın alıverdi. BISCHOFF DERSLERİ: Tüm bu WCW-WWF kavgasından alınacak bazı dersler var. İlk olarak, Bischoff tamimiyle Machiavelist bir yaklaşıma sahipti, yani sonucu iyi olan bir şeyi elde etmek için kullandığın yöntemler önemli değildir. Bischoff'un karnesi bu nedenle etik açıdan bakılınca bolca eksiye sahiptir. Rakibi bitirmek için ucuz taktikler, sakatlanan güreşçilerin bir elveda bile almadan faksla işten atılması, ve aşırı böbürlenme Eric'in başlıca suçlarıydı. İkincisi, Bischoff bize bir şeyi daha netçe göstermiştir: dünyayı döndüren şey paradır. Turner'ın parasıyla istediği güreşçiyi WCW'ya getirdi. PPV sayısını kaygı olmadan istediği kadar arttırdı. Son olarak, "what goes around, comes around". Yani yaptığın kötülükler bir gün sana döner.WWF'in yıldızlarını parayla yürüttü, ama sonunda WCW'dan WWF'e göç yaşandı. WWF'i batırmak istedi, ama WCW battı. İstediğini işten çıkardı, ama sonunda kendisi atıldı. Pazartesi geceleri savaşını başlattı, sonunda kaybeden kendisi oldu. WORLD WRESTLING ENTERTAINMENT: Bischoff RAW'daki ilk günlerinde ayrıca Three Minute Warning takımıyla yakından çalışır ve gıcık kaptığı isimleri onlara dövdürür. Three Minute Warning'in anlamı Üç Dakika Uyarısıdır. Bu nedenle Eric, önce üç dakika boyunca birisiyle güzelce konuşur ve ona iltifatlar yağdırırdı, ardından da üç dakikanın dolduğunu söyleyince bu takım gelir ve konuşulan kişiyi pataklardı. Dayak yiyen isimler genel olarak geçmiş WWF yıldızlarıydı. Ağustos ayında Bischoff, Intercontinental ve Harcore kemerlerinin birleştirilmesine karar verir. Eylül 2002'de Billy ve Chuck arasındaki nişan töreninde Eric suratına maske takarak peder kılığına girdi. Sonra da Billy ve Chuck'ı dövdürdü. Ekim 2002'de Eric, RAW Roullette gibi yeni bir kavramı getirdi. Aynı ay içinde Elimination Chamber'ı da WWE'ye getiren isim oldu. Ancak 2003 başında Vince McMahon, RAW'un gidişatından memnun olmayınca Eric'e 30 gün süre tanıdı ve önemli değişiklikler yapmasını istedi. Eric de bunun üzerine Stone Cold Steve Austin'ı RAW'a katmak için bir çabaya girdi. Şubat ayında Austin, Bischoff'u No Way Out'da kolayca yendi. 31 Mart 2003'de, yani hemen Wrestlemania 19'dan sonra, Eric Austin'ı işten attı. Nedeni de Austin'ın sağlık sorunlarını saklamış olması. Ancak daha sonra Eric'e bir sürpriz yapıldı ve Austin ile RAW programının ortak yöneticisi olmak zorunda kaldı. 2004 yazında Eric'in hikayedeki yeğeni Eugene bolca ekranlara gelmeye başladı. Eric de Eugene'in zarar görmesini görmeyen ama onun bir şeyler başarabileceğine de inanmayan amcasını canlandırdı. Bir sonraki yaza gelindiğinde ise Bischoff bu sefer ECW'ya gıcık RAW patronunu canlandırdı ve bu sürede ECW isimleriyle bolca söz dalaşı oldu. Temmuz 2005'e gelindiğinde Eric, John Cena'nın ana kemeri kaybetmesi için uğraştı. 2005 sonlarına doğru hikayede bolca Smackdown ve RAW çekişmesi söz konusu oldu. 27 Kasım 2005'deki Survivor Series'de Smackdown patronu Teddy Long, Bischoff'u Boogeyman'in yardımıyla yendi. 5 Aralık 2005'deki programda Vince McMahon, Bischoff'un yargılandığı bir sözde davayı yönetti. Sonunda Bischoff suçlu bulundu ve RAW patronu görevinden kovuldu. Davanın sonunda Vince, "çöpü atmanın vakti geldi" dedi ve resmen Eric'i çöpe fırlattı. Yaklaşık bir sene sonra, 25 Eylül 2006'da Eric bir defalığına RAW'da gözüktü ve yazdığı kitabı tanıttı. 5 Kasım 2006'daki Cyber Sunday'de DX ve Randy Orton & Edge takımları arasında yapılan maç için taraftarlarca özel hakem olarak seçildi ve taraflı yönetimiyle DX'in yenilmesinde rol oynadı. Ertesi geceki RAW'da Bischoff bir geceliğine General Manager oldu ve yine ilginç maçlar ayarladı. Gecenin son maçında yine hakemlik yapan Bischoff, bu sefer DX'in saldırısına uğradı. © 2006 Hakan Haktanır
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 07 Kasım 2006 11:33 |




1994 senesinde Bischoff WCW'da başkan yardımcısı oldu ve burada eski patronları dahil bir çok kişiyi işten çıkardı. Artık elinde oldukça fazla güç olan Bischof'un ilk amacı, senelerdir zarar etmekte olan bu federasyonu kar getiren bir federasyona dönüştürmek oldu. Bu mantıkla ilk olarak yapım giderlerini mümkün olan son noktaya kadar düşürüverdi. Bu çabalar da boşuna gitmedi ve 1995 senesinde WCW ilk defa kar etti.
Bischoff ayrıca, WWF'in ağır güreş stiline karşılık zamanla Japonya ve Meksika'dan isimleri WCW'ya katarak daha hızlı bir güreş tarzıyla ilgi çekmeye çalıştı. Bunun yanı sıra zaten bir süredir WCW, WWF'ten ünlü isimleri teker teker kadrosuna katmaya başlamıştı. Bu güreşçilerin taraftarları da zamanla WCW'yu izlemeye başladılar. Ancak bunlardan hiç biri WCW'nun asıl başarı yakalama nedeni değildi. Gerçek neden, Temmuz 1996'da Hulk Hogan'ın kötü adam yapılıp The New World Order grubu adında hikayesi oldukça ilgi gören bir grubun kurulmasıydı.
Ocak 1999'a gelindiğinde WWF, WCW'nun reytinglerine yaklaşmaya başladı. 4 Ocak 1999'da Nitro'da Bischoff kritik bir hata yaptı. Aynı gece RAW'da Mankind'ın WWF şampiyonu olacağı belliydi. Bischoff bu durumu önemsiz göstermek için spikeri Tony Schiavone'ye şunu söyletti: "Bu geceki RAW'da eskiden burada Cactus Jack olarak güreşen Mick Foley WWF'in ana kemerini kazanacakmış. Ha! Bu çok taraftar çeker." WCW'nun bu dalga geçişi ters tepti ve bir anda Nitro'yu izlemekte olan 300 bin seyirci kanal değiştirdi ve WWF izlemeye başladı. Ve o günden itibaren WCW bir kez daha WWF'i reytinglerde geçemedi.
Bischoff oldukça sürpriz bir şekilde 15 Temmuz 2002'de WWE RAW'un başına getirildi ve koridorda kendisini takdim eden Vince McMahon ile de sarıldı! Bischoff, rekabet hırsıyla ilk iş olarak sürekli olarak Smackdown'daki önemli isimleri RAW'a transfer etmeye çalıştı. 21 Temmuz 2002'deki Vengeance'da resmi olarak Triple H'i RAW'a getirir. İlerleyen günlerden Smackdown'ın başındaki Stephanie McMahon de ona inat bazı RAW isimlerini Smackdown'a getirir.
15 Haziran 2003'deki Bad Blodd'da Austin, bir sürü taşralı oyunlarının yer aldığı Redneck Triathlon'da Bischoff'u yendi. Daha sonra Bischoff, McMahon ailesi ile bir türlü anlaşamayınca onlarla çekişti. 24 Ağustos 2003'deki SummerSlam'de Shane McMahon, Eric'i yendi. Ardından Eric, Austin ile ortak çalışmaktan oldukça sıkıldı ve ikisinin Survivor Series için takım seçmelerini ve takımı kaybedenin RAW'dan ayrılmasını önerdi. Austin bu teklifi kabul etti ve 16 Kasım 2003'de takımı galip gelen Bischoff oldu.