| PPV Durağı: Wrestlemania 24 |
| Aykut Silan & Barış Can Ata tarafından yazıldı. | |||
| Cuma, 21 Mart 2008 20:11 | |||
WM24
PPV Durağı: Wrestlemania 24Hazırlayan: Aykut Silan & Barış Can Ata Wrestlemania 24... İnsanların, Wrestlemania kelimesini duyduğunda içinde bir kıpırtı oluyordur herhalde. Nedeni nedir? Undertaker fanlarının 16-0'ı istemesi mi? Yoksa Matt Hardy fanlarının Matt'in döneceğine inanması mı? Belki de Edge'in Undertaker'a karşı kemeri koruyacağını düşünenler de vardır... Undertaker'dan başlayalım. 30 Mart günü Edge'in karşısına çıkacak. Edge'in koruması gereken şey, World Heavyweight Title. Ya Undertaker'ın koruması gereken şey? Edge'in koruması gereken şeyden çok daha değerli, Wrestlemania'da eşi benzeri görülmemiş bir seri. WWE'yi az çok tanımışızdır, böyle maçları saçma DQ kararlarıyla bitirmeleriyle ünlüdür. Umarım Edge'in kendini DQ etmesini izlemeyiz Wrestlemania 24'te de. Geçen sene bu dönemlerde bir Batista - Taker mücadelesi izlemiştik. Maçı beğenmeyen var mıdır bilmiyorum ama, hayatımda izlediğim en güzel maçlardan biriydi desem yalan olmaz herhalde. Lafı uzatmadan, Wrestlemania 24'te de aynısını istiyorum aslında ben. Şahsi görüşümü sunmam gerekirse, Edge Batista'dan daha yetenekli ve daha harika maçlar çıkartıyor. Undertaker da yerini koruduğuna göre, harikulade bir maç izlememizin yolu WWE yazarlarından geçiyor. Son günlerde bir umut var içimizde, belki diskalifiye kabul etmeyen bir maç türüne çevrilir de, biz de bu zulümden kurtuluruz. Edge'in her an kendini diskalifiye etme korkusundan da kurtulmuş oluruz. İkilinin Wrestlemania kariyeri hakkında ufak bir bilgi vermek gerekirse, Undertaker'ın 15-0'lık serisini bilmeyen ve bu yazıyı okuyan yoktur umarım. Ancak pek bilinmeyen bir diğer gerçek ise Edge'in Wrestlemania kariyerinde tekli maçların hiç birini kaybetmemesidir. Yani aslında Edge sadece kemerini de korumuyor, bu maç Wrestlemania Career vs Wrestlemania Career gibi bir maç türüne dönüyor, ki bu da heyecanı doruk noktasına taşıyor. Money In The Bank... 11 Mayıs 2007 tarihinde Batista ve Undertaker'ın kafes mücadelesinde dışarıya aynı anda ayak bastıklarını biliyoruz. Ardından gelen Mark Henry, Undertaker'ı darma dağan etmiş, ringden ayrılmıştı. WWE bize o anda "Şov bitti, dağılın evlerinize. " mesajını verdi. Fakat bir anda Kennedy'den aldığı MITB çantasıyla gelen Edge, bunu Undertaker'a karşı kullanıp kemerin yeni sahibi olmuştu. Bu seneki Money In The Bank'i de merakla bekliyoruz. Kim kazanırsa kazansın, WWE'nin iyi bir şeyler yapmasını istiyoruz. Umarım seneye PPV Durağını yazarken Edge ve Undertaker hikayesi kadar MITB üzerine kurulmuş orijinal bir hikayeyi de konuşuruz. Rastlamadığımız bir durum ve MITB maçı ilk defa 7 kişiden oluşuyor. Kafamızı kurcalıyor bu 7 kişi. Neden bir 8. 'si olmasın?Olabilir. Hatta aylardır ortalıkta gözükmeyen Matt Hardy olabilir. Şahsen aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Ya 7 kişilik yapılır, ya da 8. kişi sürpriz olarak Matt Hardy koyulur. Battle Royal'e gelirsek, son ikiye Khali ve Kane'in kalacağı bir Battle Royal izleyeceğiz büyük ihtimalle. Kazanan da ECW kemerinin sahibi Chavo ile bir maça çıkacak. Umarım bu çıkacak kişi Chavo'yu yener de, klasikleşmiş Chavo vs. Punk maçlarının devamını görmeyiz. Her ne kadar sıkıcı bir mücadele gibi görülse de, ortada yetenekli isimler, ve tam karşılarında "WRESTLEMANIA XXIV" yazılı bir şey var. Atmosferin yeteceğini söylemek istiyorum yani. Umaga ve Batista'ya gelirsek, Batista'nın 1 yıllık ana kemer hikayelerinden çekilmesi ve sonucunda adam gibi bir mücadeleye girmesi çok sevindirici. Umaga da Triple H falan derken battı gidiyordu, sonuç olarak birbirilerinin imdadına yetişti bu ikili. PPV'nun kilit noktası olacak maçlarından biri. İki adam da birbirinden yavaş. Aman WWE! Sakın uzun maç yapayım deme! Bak ne güzel Triple Threat var, onu uzatırsın... Gelelim tavşanların, pardon divaların maçına. Candice'in son günlerde kolunun sakatlanması, yerine başkasının geçebileceğine işaret midir bilemem ama, orada Beth Phoenix adını görmek, bize yine güzel bir diva maçı izletecek bir unsurdur. Şahsen çok umutluyum bu maçtan, eski maçları hatırlayın. Candice ve Phoenix o kadar adamın yapamadığı şeyi yapıp, bize gerçek güreşi izletiyorlardı. Maria'nın da Playboy'a geçmesiyle, bir kemer mücadelesine sokun şu kızı artık dedik, ancak WWE yine bildiğini okudu. Halbuki Maria vs Beth Phoenix mücadelesi oldukça orijinal olabilirdi, hem de Women's Title'ın bir hayli unutulduğu bu dönemde... Artık Triple Threat'e geçseniz diye bağırdığınızı duyar gibi oluyorum. Ama ortada konuşulması gereken daha çok konu var... Big Show geldi, Floyd denen herifle çekişmeye girmeye başladı. İzliyoruz, sürekli birbirilerine giriyorlar. Önce Show'un burnu kırıldı, akıllanmadılar hâlâ devam ediyorlar. Bunlar bize WWE'nin bu hikayeyi yutturmak için yaptığı oyunlar mı değil mi? Onu bilemiyoruz tabii ki. Ancak Wrestlemania 24'te bu tür bir deneme yapmak pek iyi sonuçlar doğurmayabilir. Eğer bu kavgalar WWE'nin bize yaptığı enstantaneler değilse, maç içinde de aptalca bir şey beklerim ben bunlardan. Finlay'i face yapma çabaları sürüyor. İşin içinde Hornswoggle olmasa reytinglerin düşük olmasının sebebi bu hikayedir diyeceğim de, Horny'nin gerçekten işe yaradığını gördük bu hikayede. JBL de bir anda dahil oldu hikayeye, Vince'in sağ kolu olarak, Vince'in bu tür bir şeye ihtiyacı vardı, yani Finlay vs Vince maçındansa Finlay vs JBL maçını görmeyi tercih ederim. Ayrıca Finlay'in Greatest Protector hikayesi de faceliğine bir vurgu daha yapıyor. Khali hikayesinden sonra, sanırım pek heel olarak görmeyeceğiz Finlay'i. Ne de olsa en heel olamayacak surat Hornswoggle'ın koruyucusu da heel olamaz. Woooo! Bu adamın efsaneliği hakkında konuşmaya lüzum bile yok. Ancak kariyerini koruyacağı kişi de onun kadar olmasa bile saygı duyulan bir efsane, Shawn Michaels. Ric'in kariyerini bitirmek için belki de en uygun adım, sonuç olarak Steel Cage ve ardından No Holds Barred maçına çıktı, bu kadar yüksek tempoyu gördüğümüzde anlıyoruz ki Flair sona yaklaşıyor. Belli olmaz, belki kaybedip devam eder, bveya kaybetmez, bunu yorumlamak bize düşmez ancak Wrestlemania 24, Shawn Michaels ve Ric Flair kelimelerini yanyana koyun, ardından bu kelimelerin altında bir kelime daha belirecektir "EFSANE". Yani sonuç ne olursa olsun, maçın kalitesinden hepimizin memnun kalacağını düşünmeden edemiyorum. Flair'ın Wrestlemania kariyeri hakkında sizleri birazcık aydınlatmak istiyorum. Flair kariyerinde 7 Wrestlemania gördü. Bir aksilik çıkmazsa bu da 8. 'si olacak. Wrestlemania VIII : Flair Royal Rumble'ı kazanıp şampiyon olmuştu. Bunun ardından kemerini Wrestlemania VIII'de Randy Savage'a karşı koruyacaktı. Maçın sonunda Flair'ın efsanevi Figure-4'unu Small Package'a çeviren Randy Savage tuşu buluyor ve Flair'ın Wrestlemania kariyerinin kötü başlamasına sebep oluyor. Wrestlemania X-8 : Bu sefer Flair'ın rakibi daha önce Wrestlemania'da hiç mağlubiyet yüzü görmeyen Undertaker'dı. Undertaker serisini bozmadan Flair'ı Tombstone ile deviriyor ve Flair'ın 2. Wrestlemania tecrübesini de hüsrana uğratıyor ! Wrestlemania XIX : Flair bu sefer ringde değil, ring kenarında ve Triple H'in tarafında. Triple H kemerini Booker T'ye karşı koruyacak. HHH Pedigree ile maçı alınca Flair ilk kez Wrestlemania'da seviniyor ancak bu da tam olarak Wrestlemania'daki kötü şansının sona erdiğinin bir göstergesi değil kuşkusuz. Wrestlemania XX : Flair, zamanın Evolution üyeleri Batista ve Orton ile Tag durumunda. Rakipleri ise The Rock ve Mick Foley. Maçı Randy Orton'ın Foley'e yaptığı RKO ile Evolution tarafı kazanıyor. Evet, bunu Flair kazanmış olarak sayabiliriz. Ancak Flair ne zaman Wrestlemania'da tuş veya submission uygulayabilecek merak ediyoruz. Wrestlemania 21 : Flair yine aktif değil, Triple H'e Batista mücadelesinde yardımcı ve destek olmak için orada. Ric Flair sık sık Batista'ya müdahalede bulunsa da Batista Bomb maçı Batista'ya getirdi. Flair yine mağlup, yine hüzünlü... Wrestlemania 22 : Flair MITB maçında... Maçın henüz başlarında Matt'ten merdiven üzerinden bir Superplex yiyor ve sağlık görevlileri tarafından ringden uzaklaştırılıyor. Herkes Flair'ın dönmeyeceğini düşünse de Flair dönüyor, ancak maçı kazanmak için yeterli enerjisi kalmasa gerek, bu Wrestlemania macerasından da hüsranla ayrılıyor... Wrestlemania 23 : WWE bizi şaşırtıp Flair'ı Dark Match'e koyuyor. Carlito'yla tag olan Flair, Helms ve Chavo takımını deviriyor. Flair Wrestlemania kariyeri boyunca adam gibi bir maçta bile tuşu bulamıyor, ya da Submission uygulayamıyor ! Çok garip... Bunu vermemin sebebi, belki de Flair'ın Wrestlemania 24'te şeytanın bacağını kıracak olmasıydı. Fakat yine kaybederse kariyeri sona erecek, ve böyle bir efsanenin Wrestlemania kariyeri de pek iç açıcı sona ermeyecek doğrusu... Gelelim WWE Champion’ı belirleyecek olan Triple Threat maçına. Sağolsun Raw bizi kırmadı; açıkçası elindekinin en iyisini kullandı bu maç için. 1 face, 1 heel, 1 de Heel-Face olan yanar dönerli HHH. Her pazartesi program kapanışında bunlardan birisi ayakta şovu bitiriyor, biz de paşa paşa izliyoruz. Peki bu noktaya nasıl gelindi? Bir yıl yoktu hesapta John Cena beyefendi ve biz de onun yokluğunda ne güzel Orton-HHH arasında intikam maçı gibi bir şey izleyecektik; ama Cena sakatlıktan bir Hulk-Up edasıyla döndü ve Rumble’ı birbirine kattı. WM biletini aldı almasına; ama NWO’daki Elimination Chamber’ın bir anlamı olması gerekiyordu, ucunda WM bileti vardı. Cena’da “Right here! Right now!” felsefesiyle yaşayan bir adam olduğu için Orton’dan hemen maç istedi. Aklına kurban olduğum Orton’da kemer diye yırtınan bu adama, zamanında kemeri ondan almak için ne mücadele verdiyse, ona karşı korumak için iki katını ortaya koyacağını gösterdi. Bundan ne anlıyoruz peki? Disqualification Şöyle bir şey varki Cena gibi bir “kid-magnet” şampiyonluk yarışınının dışında bu kadar çabuk kalamazdı bence ve öyle oldu; ortada WWE Shop’un geleceği söz konusuydu. Her türlü adiliği yapabilen bir GM olan Regal; Orton’un kemeri bir şampiyon gibi korumadığını, racona ters davrandığını söyleyerek Cena’ya hakkını teslim etti. Oysa Orton bundan önce de hiç delikanlılık yapmamıştı ki. Ne kadar enteresan değil mi? Üstüne üstlük bu adil düzeni sağlayan adam William Regal. Haydi Teddy Long olsa anlarım da; bizim bunu yutuyor oluşumuz iyi bir andı program için. Regal en son hangi yaşlıyı karşıdan karşıya geçirmiş biri bana söylesin. Sonra Triple Takeover hikayesi girdi araya. HHH’in fikri olarak sunulan “Cena-Orton“ destansısı (Türkçe’ye uygundur, TDK) olmasa bence pek de bir değer arzetmeyecekti. En azından GM’lik sırası Orton’a geçtiğinde ben maçların no-disqualification, no-holds barred gibi olmasını beklerdim ki rakipler zarar görsün. Adamın stili bu! Nihayetinde Cena ile Orton ikilisi beraber muhteşem bir çalışmaya imza atmalarına rağmen (Cody saglam bir tag move yedi) geceyi HHH’ten Pedigree yiyerek tamamladılar. Buna dayanarak söyleyebilirim ki şu anda rüzgarı arkasına alan Triple H kemerin en büyük favorisi olarak duruyor. Cena’nın hemen kemer almamasını; mümkünse türlü türlü eziyettir, çirkefliktir artık aklınıza ne gelirse yaşamasını istedigim için –ki her daim “İyi adam Cena“ hikayesi olsun amacı taşıyorum burada- Cena’nın kazanabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Randy’yi ise çok sevmeme rağmen; o kadar adamın ahını aldığı için kendisini tanrıya havale ediyorum. Şaka bir yana; çok sıkmadan kemeri kaybetmeli; ama kemeri kaybettikten sonra ne yapacak bu adam? İşte bu sorunun cevabını da gelecek PPV Durağı yazılarında hayırlısıyla verecegiz. Yazıyı burasına kadar okuyacak olanlara saygı, hürmet ve daha nicelerini gönderiyoruz.
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 12 Mayıs 2009 13:48 |




