Amerikan Güreşi ile yeni tanışanların sıkça sordukları bazı sorulara cevaplar.
Amerikan Güreşi Sahte Midir? Amerikan güreşi bir “sports entertainment” olarak tanımlanır. Yani, hem spor, hem de eğlendirici özellikleri vardır. Amerikan güreşi çok iyi bir sporcu olmanızı gerektirir. Bu sporda yanlış bir hareketle kemikler kırılabilir, hatta bir daha güreşemeyecek kadar kötü yaralanabilirsiniz. Maç boyunca sürekli efor sarf edersiniz, bundan dolayı da çok iyi dayanıklılık gerektirir. Ancak, bu sporda bir de müthiş bir önceden planlama söz konusudur. Güreşçiler maçın gidişatı hakkında en son ayrıntısına kadar direktif altında maça çıkarlar. Yani maçtan önce maçın sonucu belirlenir. Tabi bu sonucu güreşçiler ve şirket sahiplerinden başka kimse bilmez. Bundan dolayı, seyirciler için heyecan her zaman devam eder. Bu tanıma göre güreş sahte değildir, ancak sonuçları ayarlanmış gerçek bir fiziki mücadeledir. Sporcu olmanın yanında çok ikna edici bir karaktere sahip olunmasını gerektiren bir olaydır. Bu, hem ring içindeki performans ve inandırıcılıkla alakalıdır, hem de ring dışındaki olaylarla.
Güreş hakkında çok güzel bir deyim vardır: "İlk öğrenmen gereken şey, nasıl düşeceğini öğrenmektir". Kısacası, bir Amerikan güreşçisi sıradan bir adama genelde uyguladığı hareketleri uygularsa, o adam büyük bir ihtimalle birkaç dakika içinde ya bayılır yada bir yerini kırar. Amerikan güreşinde bir hareketi yapan vardır, bir de harekete maruz kalan vardır. İkisi de ne yaptığını profesyonel seviyede bilmelidir. Bu hareketler sizi yada beni rahatlıkla sakatlayacak niteliktedir. Ring dışında hikayeler zamanla yazarlar tarafından geliştirilir. Burada önemli olan, bir güreşçinin başarısının bu hikayeleri etkileyecek nitelikte olmasıdır. Yani, taraftarın güreşçiye karşı reaksiyonu çok önemlidir. Bir kişiye karşı ilgi doğarsa, hikayeler onun üzerine yoğunlaşır. Sadece iri yarı olmak, yada çok teknik bir güreşçi olmak yeterli değildir. Güreşçilerin başarısını insanların onlara olan reaksiyonu belirler. Kan Gerçek Midir? Güreşteki kan kesinlikle gerçektir, ancak kanama metodu sahtedir.
Yani kan gerçekten akar, ama genelde kanatacak bir darbe gelmeden. Bunun için kanayan güreşçi kimsenin görmediği bir anda kendine ufak bir jilet darbesi atar. Diğer güreşçi de bu darbe üzerine çalışarak kanamayı çoğaltır. Jilet atmanın en uygun yeri ring dışında, masa etrafında, kısacası seyircilerin göremeyeceği bir yerdir.
Tabi bu, hiç bir zaman darbe sonucu kan olmayacak anlamına gelmez. Özellikle yabancı nesnelerin kullanıldığı bazı maçlarda, jilet atmadan da kanama olduğu görülmüştür. Buna örnek olarak Royal Rumble 2003'de Tommy Dreamer'ın sopayla Chris Jericho'nun başını kanatması ve Wrestlemania 21'de henüz dikişleri tam oturmamış Chris Benoit'nın başını çarpınca kanlar içinde kalması gösterilebilir.
İlaveten, sert bir darbede ağızdan da çoğu zaman dudağın kanaması sonucu gerçek darbeden oluşan kan geldiği de olur. Güreş Endüstrisi Nasıl Çalışır? Güreş şovları farklı boyutlardaki federasyonlarda gerçekleşir.
Bunların bazıları az sayıda seyirci çeken federasyonlar olabilir, ya da World Wrestling Entertainment gibi arenaya onbinlerce insan çekebilir. Bazılarının yine WWE veya TNA gibi televizyon kanallarıyla anlaşmaları olabilir. Böylece ABD dışında da seyircilere sahip olabilirler.
Eski adıyla WWF olan WWE, 1980'lerde Amerikan güreşini daha geniş kesimlere ulaştırmayı başardı ve endüstrinin de yapısını değiştirmiş oldu. Eskiden güreşçiler sadece güreşçiydiler, ancak artan populerlik ile güreşçiler aynı anda başarılı aktör olmak durumunda kaldılar.
WWE, Pay Per View, yani İzle ve Öde formatını ilk defa başarılı olarak oturtan federasyon oldu. 1985 senesinde Wrestlemania adında, güreşin Dünya Kupası sayılacak bir senelik şov yarattılar. Bu ilgi gördükçe farklı formatta başka şovlar da yarattılar. Bunların ortak özelliği bu şovların bizim Digitürk'teki sistemdeki gibi ancak ısmarlanınca izlenebilmesi.
Artık bu PPV'lar her ay olmakta. Bu PPV'daki maçlara heyecanı da artırmak için sürekli haftalık şovlar gerçekleşmede. WWE'de RAW, Smackdown, ECW gibi şovlar bulunmakta. Televizyondan izlenebilen bu haftalık şovların dışında ekrana gelmeyen bir çok program daha gerçekleşmekte. Yani bir çok güreşçi bir senede 200-300 gün güreşmekteler.
Şu an Amerikan güreşi deyince akla gelen ilk isim WWE oluyor. Bu şirketin 1990'larda WCW firması ile kıran kırana bir reyting çekişmesi olmuştu. İki şirketin de en önemli programlarının aynı gun olmasından dolayı bu durum tarine Pazartesi Gecesi Savaşları olarak geçmiştir.
Türkiye'de senelerce Flash TV'den yayınlanan güreş şovları da bu WCW'dandır. Bu şirket 2001 senesinde iflas etmiştir ve artık yoktur. WWE o günden beri güreş dünyasında daha rahat hareket edebilmekte. Son bir iki senedir TNA adlı şirket WWE'ye rakip olmaya çalışmakta. Bu şirketin programları da Eurosport ve Fox Sports'da ekrana gelmekte.
|